SON DAKİKA

Günaydın Aydın Haber

İyi Parti Adnan Sezgin: Aydın Adnan Sezgin – Paris İklim Anlaşması hakkında Genel Kurul Konuşması

İyi Parti Adnan Sezgin: Aydın Adnan Sezgin – Paris İklim Anlaşması hakkında Genel Kurul Konuşması
Okundu
07 Ekim 2021 - 21:35

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; beş yıl gecikmeli de olsa Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin yasanın Meclis gündemine getirilmiş olması tabiatıyla olumlu bir gelişmedir. Kanun teklifi, dün Dışişleri Komisyonunda oy birliğiyle kabul edildi. Bugün, Genel Kurulda görüştüğümüz yeni yasama yılının bu ilk kanun metninin ülkemize, milletimize ve insanlığa hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Bu metnin adında iklim değişikliği var ama gerçekte bir iklim krizinden bahsetmemiz gerekir, bu krizin faciaya dönüşmesi engellenmelidir. İklim krizinden büyük ölçüde sanayileşmelerini tamamlamış ülkeler sorumludur ancak küresel bir kader ortaklığı anlayışı ve gelecek kaygısı idrak edilmeli buna göre bir tutum sergilenmelidir. Elbette tabiata en büyük zararı kimler verdiyse iklim kriziyle mücadeleye en büyük katkıyı da onlar yapmalıdır. Kirleten öder fakat ülkemizin ve bölgemizin iklim krizinin etkilerinden muaf, masum olmadığı da aşikârdır. İklim krizine de bağlı olarak sıcaklıklarının artması, yağışların düzensizleşmesi, su kaynaklarının azalması gibi hayati sonuçlar ortaya çıkmaktadır, bugün de bunlardan geniş bir şekilde söz edildi.

Sayın Genel Başkanımız 9 Haziran tarihli grup toplantımızda, yani bu yaz yaşadığımız orman yangınlarından, sellerden haftalar önce şu ifadeleri kullanmıştı: “İktidarın beceriksiz ellerinde ülkemiz hayati risklerle karşı karşıya kalıyor. Bütün yapılan çalışmalar iklim krizinin sonucu olarak bu sene yaşadığımıza benzer kuraklıkları, önümüzdeki yıllarda da yaşayacağımızı gösteriyor. Sıcaklık artışları bu yüzyılın sonunda 6 dereceyi bulacak. Sıcaklığın 1 derece artması kuraklıktan aşırı yağmurlara, sayısız felakete neden olurken sıcaklık 6 derece arttığında yaşayacaklarımızı bir düşünün. Önlem almadığımız takdirde her şey çok daha kötüye gidecek. Bu sözlerimi felaket tellallığı zannetmeyin tam tersine eğer zamanında önlem alırsak çocuklarımızı susuzluğa mahkûm etmemek hâlâ elimizde. Yapmamız gereken tek şey hep birlikte adım atmak.” tırnağı kapatıyorum.

Bizim anlayışımıza göre toprağı, havayı, suyu, çevreyi korumak Türkiye’yi sevmektir. Milleti, geçmişi, bugünü ve geleceğiyle bu vatan sathında sevmektir. Maalesef iktidar insanlığa olumlu gündem ve olumlu fikirler sunma konusundaki devlet geleneğimizi heba etmiştir. Uluslararası sisteme kısır meydan okumaları ve gösterişli rüküşlüklerle böbürlenmeyi tercih etmektedir. Yaratılan pozitif gündemlere iştirak etmekte bile gecikilmektedir. Ülkemiz 2005 yılında yürürlüğe girmiş olan Kyoto Protokolüne 2009 yılında taraf olduğu gibi, Paris İklim Anlaşmasına taraf olmakta da geç kalmıştır. Uluslararası itibarımız ve ulusal menfaatlerimiz de böylece aşındırılmıştır. Oysa, küresel düzeyde bir iklim anlaşması hazırlanmamış olsaydı bile Türkiye’ye yakışan böyle bir gündeme öncülük etmek, böyle bir anlaşmanın hazırlanmasını teşvik etmek olmalıydı çünkü ülkemiz 3 bini endemik olmak üzere 10 bine yakın bitki türüne sahiptir.

Son yıllarda, iktidarın yanlış politikaları nedeniyle çok gerilemiş olsak da tarımda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alma potansiyeline sahibiz. Az önce partimizin araştırma önergesinde de belirttiğimiz ve birçok hatibin değindiği gibi su yönetiminde sınıfta kalınarak, çiftçiler ve ekosistem kuraklıkla karşı karşıya bırakılmış olsa da ülkemiz sınır aşan sular da dâhil olmak üzere önemli su kaynaklarına sahiptir. Sınır aşan sular meselesi iklim krizi nedeniyle ülkeler arasındaki gerilimleri daha da arttırma ihtimali taşıyan bir meseledir. Ülkemiz bu gerilimleri en kritik şekilde yaşayacak memleketler arasındadır. Salt bu vasıflarıyla iklim krizine karşı mücadelede öncü rol oynaması gereken Türkiye, dünyada bu anlaşmayı henüz onaylamamış olan 6 tuhaf ülke arasına sokulmuştur. Bize göre iklim anlaşması, geçmişimize, bugünümüze ve geleceğimize, gelecek nesillere karşı en önemli vecibelerimizdendir. Bugünkü adımın devamını getirmek hem ülkemize hizmet hem de küresel dayanışmaya katkıda bulunmak anlamını taşıyacaktır.

İktidar anlaşmanın onay sürecini başlatmakta yerindeliği tartışmaya açık bazı gerekçeler nedeniyle çok geç kalmıştır. EK-I listesinde yer almamızdan dolayı Yeşil İklim Fonu’ndan yararlanamıyor oluşumuzu öne sürerek anlaşmayı onaya sunmamıştır.

Bugün EK-I’de bulunmaya devam edecek olmamıza rağmen Paris İklim Anlaşması’nın Meclis gündemine getirilmiş olması “Türkiye açısından ne değişti de bu karar alındı?” sorusunu akıllara getirmektedir. Konunun bugün gündeme gelmesinin arkasında birtakım maddi motivasyonlar, parasal motivasyonlar olduğu dile getirilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanının ABD ziyareti sırasında haberdar olduğu tahmin edilen Yeşil Fonlardan dolayı bu sürecin hızlandırıldığı konuşulmaktadır, bugün de bu konuya çok değinildi. Anlaşmanın Meclis gündemine getirilmesinin ardında Dünya Bankasıyla Fransa ve Almanya’nın iklim projeleri için Türkiye’ye vermeyi taahhüt edeceği kredilerin etkili olduğu belirtilmektedir. Dün yapılan Dışişleri Komisyonu toplantısında da Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Sayın Birpınar’ın ifadelerinden Dünya Bankası ve diğer iki ülkeyle bu konudaki müzakerelerin sürdüğünü anlıyoruz. Oysa Türkiye kredi beklentisi nedeniyle iklim kriziyle küresel mücadelede ayak sürecek bir ülke değildir, olmamalıdır, böyle bir izlenim yaratılmış olması dahi bizatihi zafiyettir.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesi karşılığında elde edilmesi umulan kaynağın nerelere harcanacağıyla ilgili de şüpheler maalesef mevcuttur. Umuyoruz ki kaynaklar özel sektörün bazı şirketlerine rant yaratmaya yönelik inşaat projeleri yerine, küresel ısınmayı sınırlandıracak ve farklı toplum kesimleri üzerindeki olumsuz sonuçları bertaraf edecek projelere yönlendirilir. Fonların tahsisinin belirli koşullara bağlanması şüpheleri dağıtacaktır.

Değerli arkadaşlar, iklim krizi bilhassa gelişmekte olan ülkelerde çoğunluğu kırsal kesimde yaşayan kırılgan nüfusu yerlerinden ederek mevcut mülteci krizlerini daha da vahim hâle getirebilir. Bunun ülkemize yansımaları elbette olacaktır, başta gıda olmak üzere çeşitli güvenlik tehditleri de ortaya çıkacaktır. İklim krizi böyle devam ederse 2030’dan itibaren yaşanacak sorunlar dünya barışını doğrudan tehdit edecektir. Anlaşmanın Mecliste onaylanarak yürürlüğe girmesi iklim kriziyle mücadelenin adımlarından sadece biridir, farkındalığın artması yolunda kritik bir merhaledir. İklim kriziyle mücadelede önemli olan samimi bir arzuyla gerekli tedbirleri rahat almaktır. İklim kriziyle mücadele çabası sadece sera gazı emisyonlarından ibaret değildir, “Yeşil ekonomi” olarak adlandırılan bu yaklaşım devlet politikalarına, ekonomik faaliyetlere ve sosyal pratiklere yeni kurallar ve parametreler getirmektedir. Ormanların rant uğruna katledilmesi, tamamen ticari gerekçelerle, makro büyüklükte yapay su yollarının, lüzumsuz su kanallarının inşa edilmemesi iklim kriziyle mücadele kapsamında değerlendirilmelidir. Yeşil ekonomi, esasen, kapsamlı bir dönüşüm öngören, yeni bir bütüncül modeldir. Benden önceki hatibimiz Sayın Sıdalı, bunu çok güzel izah etti. Dün Nobel Ödülü’nü paylaşan 3 fizikçiden 2’si iklim değişikliği alanında çalışan bilim insanıdır, bu da iklim krizine atfedilen önemin başka bir ifadesidir.

Sayın milletvekilleri, Avrupa Birliği tarafından iklim kriziyle mücadele kapsamında açıklanan Yeşil Mutabakat, Paris İklim Anlaşmasına ek hedefler öngörülerek Avrupa’nın 2050 yılına kadar karbon nötr hâle getirilmesini amaçlamaktadır. Avrupa Birliği, kendi sınırları içinde üretim yapan işletmelerden karbon vergisi almaya başlamıştır. İthalatta ise menşe ülkede karbon vergisi alınmayan ürünlerden 2023 yılından itibaren sınırda karbon vergisi almaya başlayacaktır. Yeşil Mutabakat, Avrupa Birliğiyle olan ilişkiler ve ticaret hacmi bakımından ülkemiz için çok büyük önem taşımaktadır. Ürünlerimiz üzerinde oluşacak olan bu ek maliyetin pazar kaybımıza neden olmasının önüne geçmek için sanayideki karbon emisyonlarına yönelik düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi çok önemlidir. Avrupa Birliğiyle gümrük birliğini derinleştirmek, genişletmek için de bu adım âdeta bir mecburiyet hâline gelmiştir. Bu yönüyle anlaşmanın kabulü ulusal menfaatlerimiz açısından son derece hayatidir.

İktidar, anlaşmaya bir ulusal beyanla taraf olacaktır. Bu ulusal beyan formülü de daha önceden düşünülebilir, anlaşma yürürlüğe konulabilirdi. Paris Anlaşması’nın gelişmekte olan bir ülke olarak onaylanmakta olduğumuza yönelik bir beyanda bulunulmasının, Sayın Cumhurbaşkanının sürekli dile getirdiği ekonomisi güçlü ve büyük ülke vurgusuyla, en çok insani yardım yapan ülke olma iddiasıyla çelişen bir tutum olduğunun da altını çizmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Paris İklim Anlaşması’yla paralel şekilde yenilenebilir enerjiyi elbette önemsiyoruz fakat denetimsiz jeotermal elektrik santralleri -JES’ler- örneğinde olduğu gibi, bu kaynakların insan sağlığı, tarımsal üretim ve çevre üzerinde ağır zararlara neden olmasının önüne geçilmelidir. Bu tahribatı bertaraf etmek özellikle memleketim Aydın ve civar vilayetler için elzemdir.

Son olarak, İdlib başta olmak üzere bölgemizde yaşanan gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum değerli arkadaşlarım. Son günlerde İdlib ve civarında Rusya’nın ve Suriye Arap Cumhuriyeti’nin saldırıları büyük ölçüde artmıştır. Hareketlilik Soçi’deki çok mahrem baş başa görüşmeye rağmen sürmektedir. Keza Moskova’nın İdlib ve Suriye’ye dair açıklamaları aynen devam etmektedir. Ancak Türkiye açısından büyük tehditler taşıyan durumla ilgili olarak iktidar temsilcileri ne Genel Kurulu ne de Dışişleri Komisyonunu bilgilendirmeye yönelik henüz adım atmamışlardır. Suriye başta olmak üzere Doğu Akdeniz, Libya, Irak ve Afganistan’da yaşanan gelişmeler hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi en kısa sürede bilgilendirilmelidir. Bu, Parlamentoya ve millete saygının asgari gereğidir.

Yeni yasama yılının hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Tüm Hakları Saklıdır. gunaydinaydin.com - Copyright © 2017-2021