Telefon
WhatsApp
Uğur Mumcu’yu rahmetle minnetle anıyoruz...
300 X 250 Reklam Alanı

Uğur Mumcu’yu rahmetle, minnetle anıyoruz

"Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım unutma bizi...
Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım unutma bizi..."

Türk milletinin aydınlanması adına canı pahasına mücadele eden, her daim laik, demokratik ve hukuk devleti çerçevesinde tam bağımsız bir Türkiye’den yana olduğunu her fırsatta haykıran, kalemlerini satmayan ve yaşamlarını Anadolu halkına adamış Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Bedri Karafakioğlu, Abdi İpekçi, Ümit Doğanay, Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, Prof. Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Doç. Bahriye Üçok, Prof. Ahmet Taner Kışlalı, Kemal Fedai Coşkuner, İlhan Egemen Darendelioğlu, Gaffar Okkan, Dr. Necip Hablemitoğlu ve adını sayamadığımız nice aydın, nice yurtsever insanı hangi düşünceden olursa olsun gerçeklerden korkanlar, bu korkuları ile baskı, zulüm ve ölüm emirlerini yağdırdılar. Özellikle yolsuzluklara, hırsızlıklara, talana, yağmaya ve gericiliğe karşı yazdıklarıyla tanınan, sadece yazmakla kalmayıp bunlarla mücadele eden, yurdun dört bir yanına aydınlık yarınların tohumlarını saçan gazeteci- yazar Uğur Mumcu’yu da işte bu anlayış katletti.
Değerli meslektaşımız şehit gazeteci Uğur Mumcu; araştıran, sorgulayan, okurlarına her daim hayata ve dünyaya farklı bir pencereden bakmayı öğreten aynı zaman da bir aydındı. Maalesef ki, 24 Ocak 1993 tarihinde onu katleden karanlık eller, sadece gazeteci Uğur Mumcu’nun şahsını değil, onun savunduğu değerleri, toplumla paylaştığı düşünceleri ve daha nice aydınlarımızın aydınlanma ülküsünü hedef almıştı. Ne diyordu Uğur Mumcu, ‘Ben Atatürkçüyüm. Ben cumhuriyetçiyim. Ben laikim. Ben antiemperyalistim. Ben bağımsız Türkiye’den yanayım. Ben özgürlükçüyüm. Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben yobazların, vurguncuların, hırsızların, çıkarcıların düşmanıyım.’ Unutmayalım ki cesur bir kez, korkak bin kez ölür. ’Önemli olan, insanın böyle bir toplumda mezar taşı gibi susmamasıdır’ diyen Uğur Mumcu, işte bu söylediklerinden ötürü karanlık odakların hedefi haline gelmişti. Her geçen yıl başta Mumcu olmak üzere onlarca meslektaşımızın neden hedef tahtasına konduğunu çok daha iyi anlıyoruz. Ancak aradan geçen yıllar bize bir kez daha göstermiştir ki, Uğur Mumcu ve meslektaşlarımız fikirleriyle, eserleriyle hala aramızda yaşamaktadır. Bizim de bu süreç içerisinde en önemli görevimiz Uğur Mumcu’yu ve onun fikirlerini yaşatmak, gelecek nesillere iletmek olmalı diye düşünüyorum.
Özgürlük, insan hakları, laiklik, adalet, eşitlik uğruna mücadele eden gazeteci meslektaşımız Uğur Mumcu'yu aramızdan ayrılışının 30. yılında saygı ve sevgiyle yad ederken, aynı Mumcu gibi kendisini bu ülkeye adayan ve bu yolda hayatını kaybeden bütün şehitlerimiz, aydınlarımız ile meslektaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!